TDK’nın “sille” ile ilgili tanımları:
Sille1 :
Far (Genel Türkçe Sözlük)
Sille2 :
Baklagillerden burçağa benzer bir bitki (Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)
Sille3 :
Semerin üzengi yerine takılan ve yük altına gelen ip (Türkiye Türkçesi Ağızları
Sözlüğü)
Sille4 : sepicilerin deri ıslattıkları su dolu çukur. (Türkiye
Türkçesi Ağızları Sözlüğü)
Sİlle5 :
Tokat (Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)
Sille6 :
Yük taşıma sırasında semere sarılan urgan (Zanaat Terimleri Sözlüğü)
Yeryüzündeki Abbaslar iyi kötü hemen hemen hepsi silleyi
yer. Bir yer Abbas, İki yer Abbas, üçüncüsünde bağlasan durmaz!
Abbaslar, çeşitli şekil ve ebatlarda olmakla birlikte
yüzlerinde çizgi çizgi yılların silleleri okunur adeta. Nasıl çökmektir? Nasıl
bir bitmek, bir tükenmek ve yenilenememektir o? Yedikleri silleler dillerini
çürütmüştür. Anlatacak çok şeyleri olsa da susarlar, konuşmazlar. Onlar
anlatmazlar ama yine de yolda görseniz üç aşağı - beş yukarı tüm biyografisini
dökersiniz hemencecik.
Abbasların başına gelmeyen kalmaz. Bela çeker onlar! Delidirler…
Mahalle çocuklarının esaret altında tuttuğu sokaktan geçerler ve kafalarına top
yemeden o sokaktan çıkamazlar. Yağmurlu havalarda durakta beklerler ve tekerini
çukura sokmayı başaran bir şoförün hücumuyla baştan ayağa ıslanırlar. Abbaslar,
böyledir işte. Saklanamazlar. Gelir her şey bulur onları. Günahları yokken A
şehrinden B şehrine gitmeye çalışan herhangi bir arabanın hızını ve aldığı yolu
hesaplamak kaderleridir. Üç musluğu olan bir havuzun ki bunların birinden
havuza su doluyordur, diğerinden de havuz boşaltılıyordur ve sorunun sonunda
esrarengiz başka bir musluk daha olduğu anlaşılmıştır. Onlar bu makus kaderin
oyuncakları olmaktan kurtulamamışlardır.
Tırnaklarıyla toprak kazarlar. Çünkü kazma kürek
anlamsızdır. Onların yedikleri sille öyle baklagillerden bir bitki de değildir.
.jpg)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder